İnsan, Toplumsal Hafıza ve Kültürel Sorumluluk- Kosova'da ki İzlerimiz
İnsan, Toplumsal Hafıza ve Kültürel Sorumluluk- Kosova'da ki İzlerimiz

İnsan; yalnızca çalışan, üreten ya da yöneten bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda geçmişi taşıyan, kültürü yaşatan ve geleceğe aktaran en büyük değerdir. Bu nedenle insan kaynakları anlayışı; yalnızca kurum yönetimini değil, toplumsal hafızayı ve kültürel sorumluluğu da içinde barındırmalıdır.

İKDAY olarak bizler, güçlü meslek anlayışının yalnızca profesyonel gelişimle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Güçlü meslek; kültürüne sahip çıkan, tarihini unutmayan, birlik ruhunu koruyan insanlarla mümkündür. Tam da bu anlayışla, İKDAY’ın ilk kültür projesi olarak Prizrenli Sûzî Çelebi’nin mirasına sahip çıkmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Sûzî Çelebi’nin;

“Bu Türk azdur deyü etme bahâne /
Odun bir şu'lesi besdür cihâne”

mısraları yalnızca bir şiir değil, bir milletin karakterini anlatan güçlü bir çağrıdır.

Ne var ki bu anlamlı mısraların sahibi olan Sûzî Çelebi’nin adını taşıyan cami ve çevresindeki tarihi alan bugün hak ettiği durumda değildir. Prizren’in ilk camilerinden biri olan bu kıymetli yapı; yıpranan çatısı, bakıma ihtiyaç duyan bölümleri ve çevresindeki Türk mezarlarının bulunduğu alanlarla birlikte yeniden sahip çıkılmayı beklemektedir. Çünkü mesele yalnızca bir yapının onarılması değil; bir medeniyet hafızasının korunmasıdır.

İKDAY olarak bu konuda yaklaşık bir ay önce çalışmalarımıza başlamış bulunmaktayız. Sürecin ilk adımı olarak gerekli temaslar kurulmuş, ilgili kişi ve kurumlarla iletişim sağlanmış ve önümüzdeki süreçte yapılması gereken çalışmalar için görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Konunun yalnızca fiziksel bir restorasyon değil; kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması sorumluluğu taşıdığı bilinciyle hareket edilmektedir.

Bu proje aynı zamanda İKDAY’ın insan kaynakları alanındaki vizyonunu kültürel diplomasiyle birleştiren yeni bir bakış açısını da temsil etmektedir. İKDAY, yalnızca mesleki gelişim sağlayan bir yapı değil; kültür, tarih ve insan odaklı yaklaşımıyla Avrupa’ya açılan yeni bir gönül köprüsü kurmaktadır. Balkanlar’da asırlardır yaşayan ortak tarihimizin izlerine sahip çıkılması; kurumlar arası iş birliğinin yanı sıra kültürel bağların da güçlenmesine katkı sunmaktadır.

İnanıyoruz ki kültür; toplumları birbirine bağlayan en güçlü insan kaynağıdır. Bu nedenle İKDAY’ın başlattığı bu çalışma, yalnızca bir restorasyon süreci değil; aynı zamanda Avrupa’ya kültür kapılarıyla açılan, insanı merkeze alan yeni bir anlayışın da önemli bir adımıdır.

Önümüzdeki zaman diliminde ilgili kuruluşlarla yürütülen görüşmelerin devam etmesi, gerekli işlemlerin başlatılması ve sürecin titizlikle takip edilmesi hedeflenmektedir. Çünkü inanıyoruz ki; geçmişine sahip çıkan toplumlar geleceğini daha güçlü inşa eder.

Bu anlamlı kültür hareketinin ilk adımını atan, konunun yalnızca bir yapı meselesi değil; tarihimize, kültürümüze ve millet hafızamıza sahip çıkma sorumluluğu olduğunu ortaya koyan Sayın Onur Biçici’ye ayrıca teşekkür etmek isteriz. Gösterdiği hassasiyet ve ortaya koyduğu irade, İKDAY’ın kültürel mirasa bakış açısına önemli bir yön vermiştir.

Aynı şekilde sürecin başından itibaren konunun takip edilmesinde büyük emek gösteren, gerekli bağlantıların kurulmasına katkı sağlayan ve ilgili temasların oluşmasında önemli rol üstlenen Sayın Öztekin Kaşukçi’ye de özellikle teşekkür ediyoruz. Sahip olduğu birikim, tecrübe ve destekleyici yaklaşımı; bu çalışmanın somut adımlara dönüşmesinde kıymetli bir katkı sağlamıştır.

Ayrıca bu sürece destek veren, kültürel mirasın korunması konusunda hassasiyet gösteren ve yapılacak çalışmalara katkı sunmaya hazırlanan tüm kamu kurum ve kuruluşlarına da şimdiden teşekkür ediyoruz. Tarihî eserlerin korunması, yalnızca geçmişe duyulan saygının değil; geleceğe bırakılacak ortak hafızanın da en önemli göstergesidir. Kamu kurumlarımızın ortaya koyacağı destek ve iş birliği; bu kıymetli mirasın yeniden hak ettiği değere ulaşmasında büyük önem taşımaktadır.

Çünkü bazen bir kültür hareketi büyük imkanlarla değil; meseleye inanmış insanların ortaya koyduğu samimiyet, gayret ve vefa duygusuyla başlar. İKDAY olarak bizler de bu çalışmanın, yalnızca bir yapının yeniden ayağa kaldırılması değil; kültürel hafızanın korunması, Balkanlar’daki tarihî mirasımıza sahip çıkılması ve gelecek nesillere güçlü bir aidiyet duygusu aktarılması açısından önemli bir başlangıç olduğuna inanıyoruz.

İKDAY’ın insan odaklı yaklaşımı yalnızca iş hayatını değil; kültürü, aidiyeti, dayanışmayı ve toplumsal sorumluluğu da kapsamaktadır. İnsan kaynakları alanında oluşturulmaya çalışılan birlik ruhunun, kültürel değerlerimize sahip çıkma bilinciyle birleşmesi; güçlü toplumların en önemli temelidir.

Sûzî Çelebi’nin yüzyıllar önce yaktığı o kıvılcımın bugün hâlâ yaşamaya devam etmesi için, bu mirasa sahip çıkmayı bir görev değil; bir vefa sorumluluğu olarak görüyoruz.